5.10.2006

KARANFİL RENKLİ ZAMANLAR

 

1

Bana “Mutlu musun? Neden?" diye sormuştun bir gün,

Bu sevda şarkıları da nereden çıktı böyle?

Sevildiğini biliyorsan, sevdiğine inanıyorsan,

Şarkılara, türkülere bağlanmaz da ne yaparsın?

Mutluluk nedir dense, ne anlarsın?

 

Kafanda ve kalbinde sevdiğin varsa yirmi dört saat,

Yağmurlar yağdırıyorsa ondan gelen küçük bir söz,

El ele tutuşup ıslanıyorsanız sokak sokak,

Sesi çın çın kulaklarında “Dur saçlarını kurutayım!”

“Yağmurdan ıslanmışsın, üşütürsün!” dendiyse sana;

Şarkılara, türkülere bağlanmaz da ne yaparsın?

Mutluluk nedir dense, ne anlarsın?

 

İnancın tartılmazsa ne teraziyle, ne kantarla

Yanıyorsa kalbinde yeniden özlem ateşleri,

Onu anmakla kalmıyor, anında arıyorsan

Ah, bir de onu seviyorsan

Ah, bir de onu seviyorsan

Şarkılara, türkülere bağlanmaz da ne yaparsın?

Mutluluk nedir dense, ne anlarsın?

 

Yaşanmamış zamanları kurşuna dizmek istiyorsan,

Berlin duvarının ötesinde yaşamak, yaşamak değil bir tanem

Özlem mevsimi geçsin, vuslat mevsimi gelsin diyorsan;

Şarkılara, türkülere bağlanmaz da ne yaparsın?

Mutluluk nedir dense, ne anlarsın?

 

El ele verdik, en zorlu bilmeceyi çözdük

Yıllardır hapsedilen ruhum özgür şimdi

Yaşanmamış zamanlara yandık, ah yandık diyorsak;

Şarkılara, türkülere bağlanmaz da ne yaparsın?

Mutluluk nedir dense, ne anlarsın?

 

Bazen aklın, kalbinden önce gidiyorsa 

“Bırak artık, akıl ne lazım bize?

Gözlerimiz konuşsa fena mı olur?” diyorsan,

Üstelik güneş ve dolunay da bizim için yarışıyorsa;

Şarkılara, türkülere bağlanmaz da ne yaparsın?

Mutluluk nedir dense, ne anlarsın?

 

Üstelik sen varsın yanımda, bana cesaret veren,

Göz bebeklerimde karanfil renkli zamanlara gülümseyen

Artık rüyâ müya görmüyorum, bu bir rüyâdır desem

Seninleyim canım ve gittikçe ıslanıyoruz

Kulaklarımda çın çın sesin; “Dur saçlarını kurutayım!”

“Yağmurdan ıslanmışsın, üşütürsün!” diyorsan;

Şarkılara, türkülere bağlanmaz da ne yaparsın?

Mutluluk nedir dense, ne anlarsın?

5 Ekim 2006

 

Oyhan Hasan BILDIRKİ

 

2

Günaydın Ozanım,

Sana bırakıyorum bunun cevabını. Oturur uzun zaman düşünürsen, hemen gelir aklına birer birer ve özgür ruhun dillenir, dolar, taşar, boşalır, gene yüklenir, sonra da döker sayfalara...

Yaşlandıkça, mahzende senelerce kalmış şarap şişeleri gibi tadına doyulmaz oldun… Ben daha öncesine cevap verirken, anında cevabın geldi.. Nedir bu aramızdaki? İnanamıyorum, bu bir destan, Oyhan sultandan...

Bir haftalığına yeter…

Bir asra değer...

Nasıl, nerden biliyorsun içimden geçenleri?

5 Ekim 2006

 

PAPATYA

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kategori: (Anılar) :: Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!




Blogcu ile yapıldı