GÖKYÜZÜ MAVİSİ

22.5.2007

 

1

HÜZNÜMÜN TÜRKÜSÜNÜ YAKAMADIM

 

Hüznümün türküsünü henüz yakamadım

Sızım sızım arada yokluyor kalbimi

Hüznümün türküsünü henüz yakamadım

Sızım sızım arada okluyor kalbimi

 

Unutamadığım bir gülün derdindeyim

Sızım sızım arada yokluyor kalbimi

Dikenine tutunmuş korkusuz bülbülüm

Sızım sızım arada okluyor kalbimi

 

Kimsesizlik rüyâlarımdan uyansam da

Sızım sızım arada yokluyor kalbimi

Korkunç Kafdağı’nda tek başıma yansam da

Sızım sızım arada okluyor kalbimi

 

Canımda nakışlanmış bir tanem, gerçeğim

Özlem rüzgârı sanki yokluyor kalbimi

Bıçkın Şehzade’sini bekleyen meleğim

Sızım sızım arada okluyor kalbimi

 

Umut dolu bir türkünün seherindeyim

Çığlık çığlık durmadan yokluyor kalbimi

Hüznümün türküsünü henüz yakamadım

Sızım sızım arada okluyor kalbimi

19 Mayıs 2007

 

Oyhan Hasan BILDIRKİ

 

2

Gökyüzü mavisine bayılırım.

Mavi, sevdiğim renklerin en başında olanı değil.

Değil ama gökyüzü mavisine bayılırım.

Hava açıksa, lekesiz mavi gözlerimize düşer. Mavi, apaydınlık zamanlarımızın mayası.

Ama ille de gökyüzü mavisi, gözbebeklerimize düşen izlerimiz. Gözbebeklerimizde ışıl ışıl gülümseyen sen ve ben. Mutluluk denilen şeyin kendisi, tarifi.

Bugün, gözbebeklerime düşen maviliklerden uzağım. Mutsuz da değilim… Biliyorum, çağırsam, umudum yanımda.

Bugün…

Gözlerimde ve kalbimde bir boşluk var. Sanki bilinmeyen bir el, -ille ama ille kıskançlığından olmalı- bütün izleri silmiş.

Çok geçmedi, “bilinmez bir el”i yakaladım. Mavi rengini söndüren gökyüzü.

Hava inadına kapalı. İlaç için de olsa, maviliklerden tek nokta yok. Aydınlık, çekip gitmiş… Ufku sınırlayan dağlar da görünmüyor. Ufuk, bir kulaç ötenizde. Sis, hiç kimseye göz açtırmıyor. İlkbaharın son günleri ya, belki de yaza geçerken ağlayıp sızlayacak, kendisinin geldiğini hatırlamayanlara son dersini verecek.

Son ders… Gözyaşı!

Olmamalı…

Mutluluk denilen şeyin kendisi, tarifi; gözbebeklerimizde daima yansımalı.

Yansımalı.

 

3

En sevdiğim renk mi?

Yeşil…

Kutsal odamızın rengi yeşil… Bunu biliyorsun.

Yeşil, arzular bütünü.

Yeşil, sırlarımızı örten sihir. Mahremiyetimiz…

Yeşil, ilk gençliğimiz…

“Seni seviyorum!” deyişler…

El ele tutuşur tutuşmaz, kalplerimizdeki bütün yanardağları ateşe veren güç.

Heyecanımız, korkularımız, umutlarımız…

Umutlarımız!

Hiç tükenmeyen ateş.

Arzular bütünü.

 

4

Kapanan hava, ağlamaya başladı. Yanımda şemsiyem de yok. Sıcaktır diye, tiril tiril giyinmiştim. Demek ki, ıslanmam gerekiyormuş şimdi.

Elime, gözüme, yüzüme bulaşasın diye.

Çünkü aynı yağmur, senin de elinde, gözünde, yüzünde şimdi.

Senden bana, benden sana yağdıkça yağıyor.

Susuz değilim.

Seninleyim.

22 Mayıs 2007

 

Oyhan Hasan BILDIRKİ

 

5

Ben maviyi sevmem, eğer denizi hatırlatmıyorsa, eğer güneşi yansıtmıyorsa, eğer yüzünü saklıyorsa… Neresini seveyim ben mavinin?

Mavi gözlülere de pek güvenmem... Nedense cam gibi şeffaf ve boştur baktığında...

Hep bana donuk gelir mavi gözlüler...

Bilirsin sıcak yerlerin çocuğuyum ve sıcak insanlara bayılırım...

Kapanık hava mı dedin canım? Takma kafana...

Farz et, yanındayım…

Farz et, iki oda-bir salonu paylaşıyorsun benimle.

Farz et, çayını benimle içmek zorundasın sabahları, düzenli kurulmamış sofralarda.

Farz et, zeytin koymayı unutmuşum masaya.

Farz et, yazı masanda oturup yazdın iki saat, gözlerin yoruldu.

Farz et, hava kapalı, alıp başını gidemiyorsun.

Farz et, sana bir kitaptan bir iki satır okuyorum.

Farz et, bir beyin tartışmasındayız...

Farz et, kapalı bulutlar yüklü mü yüklü...

Farz et, gidecek bütün yollar buğulu.

Farz et, camdan dışarıya bakıyoruz.

İkimizin dudaklarında da aynı soru:

“Sahi, hava kapalımıydı bugün?”

22 Mayıs 2007

 

PAPATYA

 

 

« Önceki :: Sonraki »


Blogcu ile yapıldı